İçeriğe geç

GÖSTERMEYE BAĞLI METİNLER – Batı Tiyatrosu

MODERN TÜRK TİYATROSUNDA ‘’İLK’’ OLMA ÖZELLİĞİNİ TAŞIYAN BAZI ESERLER

ESER ÖNEMİ YAZARI
Şair Evlenmesi Batılı anlamdaki ilk Türk tiyatrosu Şinasi
Vatan Yahut Silistre Sahnelenen ilk tiyatro Namık Kemal
Zavallı Çocuk Dram türünde yazılan ilk tiyatro Namık Kemal
Nesteren Heceyle yazılan ilk tiyatro Abdülhak Hamit Tarhan
Eşber Aruzla yazılan ilk tiyatro Abdülhak Hamit Tarhan
Ahmet Vefik Paşa’nın birçok eseri İlk tiyatro çevirileri/uygulamaları( Moliere’den)
Ahmet Vefik Paşa
Keşanlı Ali Destanı İlk epik tiyatro Haldun Taner

TİYATRO TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

Adaptasyon: Yabancı bir eseri yer adları, şahıs adları, deyimleri, gelenek ve görenekleriyle yerli hayata uyarlayarak çevirme


Aksiyon: Tiyatro, roman, hikaye gibi türlerde konuyu genişleten asıl olaylar.


Aktör: Erkek oyuncu
Aktris: Kadın oyuncu


Akustik: Tiyatro, konser salonu ve benzeri kapalı yerlerin sesleri bozmadan yansıtabilme özelliği.


Antrakt: Tiyatro oyununun sergilenişi esnasında, sahnenin düzenlenmesi, oyuncunun diğer perde için hazırlanması ve seyircinin dinlenebilmesi amacıyla verilen kısa ara.


Bale: Müzik ve danstan oluşan, sözün yer almadığı oyun.


Darülbedayi: 1914’te kurulan İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun eski adı.


Dekor: Tiyatroda, sahneyi yapıtın konusuna göre döşeyip hazırlamada kullanılan eşyaların genel adı.


Diksiyon: Tiyatro ve benzeri edebiyat türlerinde dilin müzik karakterini başarı ile yaşatabilme yeteneği. Öneminden dolayı tiyatrolarda ders olarak okutulmaktadır.


Diyalog: İki kişi arasında karşılıklı konuşma.


Drama: Şiirsel, tahkiyeli veya diyaloglar şeklinde yazılan ve edebi metnin/oyun kişilerinin söyleminden oluşan edebiyat türü.


Dramaturg: Oyun yazarlığı tekniğini bilen, tiyatro metinlerini inceleyip seçen, repertuvar için öneri hazırlayan kişi.


Dramatize etmek: Bir olayı, duygu ve düşünceyi canlandırarak anlatma. (Mecazi olarak ise ; bir olayı
olduğundan daha acıklı bir hale getirmek.)


Dublör: Tiyatro ile sinemada bir rolün yedek oyuncusu.


Entrika: Tahkiyeli eserlerde (roman,hikaye, tiyatro gibi) olayların okuyucu ya da izleyicide merak uyandıracak şekilde birbirine dolanması.


Epizot: Yunan trajedisinde oyunu oluşturan bölümlerden her birine verilen ad. Günümüzde ‘’perde’’
sözcüğünün karşılığıdır.


Fars: Komedinin sanat yönü zayıf, kaba şakaların, küfürlerin yer aldığı, basit hareketli komedi.


Fasıl: Bölüm anlamına gelir ve tiyatroda ‘’perde’’nin karşılığı olarak kullanılır


Feeri: Masallardaki olağanüstülükler üzerine kurulu tiyatro oyunu. Kahramanları cinler, periler ve cadılardır. Metafizik öğelere yer verilir.


Figüran: Bir oyunun kalabalık sahnelerini doldurmak için kullanılan, bazen birkaç söz söyleyen, çoğu kez de konuşmayan kişi.


Fuaye: Oyun başlamadan önce ve antrakt esnasında seyircinin çeşitli ihtiyaçlarını karşıladığı bir çeşit
bekleme salonu.


Gag: Bir skeçte, revüde ya da bir eğlence gösterisinde herkesin gülebileceği bir nükteyi kapsayan
sözler ya da durumlar.

Gala: Daha çok opera için kullanılan, protokolün çağrıldığı ve resmi giysi ile gidilmesi zorunlu gösteri gecesi.


Jest: Sahne oyuncularının el, kol, ayak ve benzeri beden hareketleri.


Kanto: Tanzimat Dönemi’nde tiyatro sahnelerinde azınlık aktrislerce başlatılan oyunlu ve neşeli şarkılar.


Konduit: Tiyatroda rol sırası gelenlere sahneye çıkmalarını hatırlatan kimse.


Kostüm: Sanatçıların oynadıkları oyuna uygun olarak giydikleri giysi.


Kulis: Tiyatroda sahnenin arkasında bulunan kısım.


Melodram: 19.Yüzyılın sonlarında dramın yozlaşmasıyla ortaya çıkan, gerilimi yüksek, acı, üzüntü veren olayların müzik eşliğinde sahnelenmesiyle ortaya çıkan oyun türü.


Mimik: Duygu ve düşüncelerin kaş, göz, yüz, ağız hareketleriyle ifade edilmesi.


Mizansen: Bir tiyatro eserinin sahneye göre düzenlenip uygulanması, sahnelenmesi.


Monolog: Sahnede tek kişinin (kendi kendine) konuşması. Tek kişilik taklitli bir komedi türü. İnsanın içinden kendisiyle konuşması.


Muhavere: Söyleşme, karşılıklı konuşma. Tahkiyeli (roman, hikaye, tiyatro gibi olaya dayalı) eserlerde
kahramanların karşılıklı konuşması. Karagöz oyununun bölümlerinden biri.


Müzikal: Opera, operet ve balenin birleşimi ile oluşan oyun.


Opera: Sözlerinin bütünü veya çoğu şarkılı olarak söylenen müzikli tiyatro eseri Bazı operalarda bale
sahnesine de yer verilir.


Perde: Tiyatro eserlerinde perdenin açılmasından kapanmasına kadar geçen bölüm.


Piyes: Tiyatro eseri.


Reji: Sinema, tiyatro, radyo ve televizyon oyunlarında oyunu yönetme.


Rejisör: Sinema, tiyatro, radyo ve televizyon oyunlarında oyunu yöneten kimse, yönetmen.


Repertuar: Bir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların listesi, oyun demeti, oyun dağarcığı.


Replik: Oyuncunun sözü karşısındakine bırakırken söyleyeceği son söz.


Rol: Tiyatro, opera ve operet gibi sahne sanatlarında bir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adı.


Senaryo: Tiyatro ve sinema eserinin yazılı metni.


Skeç: İşlediği konuyu genişletmeden, en canlı çizgiler içinde veren, genellikle güncel olaylara ve aile sorunlarına değinen ve bir nükte ile biten kısa güldürü.


Suflör: Tiyatroda kuliste durarak oyunculara sözleri fısıltıyla söyleyip hatırlatan yardımcı.


Tablo: Tiyatroda, bir perdenin dekor değişikliği ile belirlenen alt bölümü.


Temaşa: Oyun, temsil, piyes, tiyatro. Osmanlı’da ‘’ tiyatro’’ yerine kullanılan sözcük.


Temsil: Bir tiyatro eserinin oynanması.


Tirat: Sahnede oyuncuların birbirlerine bir defada söyledikleri uzun sözler.


Doğaçlama: Metne dayanmayan, içe doğduğu gibi oynama ve konuşma. Oyun esnasında beklenmedik olumsuz bir durum karşısında durumu kurtarmak amacıyla oyun metninde/senaryoda hareketle yapıp sözler söyleme.


Döşeme: Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Meddahlık geleneğinde meddahın kısa bir beyitten sonra divan okuyup tekerlemeler söylediği yer.


Göstermeci Tiyatrocu: Sahneye konulanların bir oyundan ibaret olduğunu vurgulayan, kişi ve olayları canlandırmadan gösteren, seyirci ile sahne arasında estetik uzaklık (yabancılaştırma) koyup seyircinin oyuna uysal yoldan katılımını sağlayan tiyatro anlayışı.


Kabare: Daha çok güncel konuları (siyasi, sosyal, kültürel) iğneleyici, taşlayıcı bir dille ele alan taşlayan;
toplum eleştirisini yapan şarkı, parodi, skeç, söylev, sözsüz oyun, şiir ve karikatürden vs. kurulu gösteri ve oyunların sahnelendiği; oyuncular ile izleyicinin ‘’içli dışlı’’ olduğu, yazar ve izleyicinin katılabileceği bir küçük tiyatro oyunu


Koro: Eski Yunan tiyatrosunda bir grup erkek ve kadından kurulu şarkıcılar topluluğudur. Oynanan
eserin konusuna da katılırlar ve eserdeki olaya karşı toplumun duygu ve düşüncelerini temsil
ederlerdi. Hayvan, ağaç ve bulutların yerine sembol olarak kullanıldıkları da olmuştur.


Operet: Eğlenceli, hafif konulu, içinde bestesiz konuşmalar bulunan sahne eseri. Bazı bölümleri müziklidir ve daha çok halka hitap eder. Toplumsal ve siyasal eleştirileri gülünç bir tarzda anlatan bu
oyunlarda, renk, ışık, kıyafetler ve dans dikkat çekici şekilde kullanılır.


Revü: Konu açısından sıkı bir bütünlüğü olmayan, birbirlerine gevşekçe bağlanmış, kendi başlarına
anlamları olan tablolardan kurulu, ezgi, monolog, skeç, dans ve nükteli konuşmalardan oluşan, bazen eğlendirici, bazen taşlayıcı bir gösteri biçimi. Tiyatro esrinden önce oynanan, müzikli ve danslı sahne gösterisi.


Üç Birlik Kuralı: Klasik tiyatroda uyulması gereken üç temel kural;
1.Zaman birliği: (Olayın en fazla 24
saat içinde geçmesi)
2.Yer birliği: Olayın aynı yerde
geçmesi.
3.Olay birliği: Eserin tek bir ana
olay çevresinde gelişmes

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir